Kültürel Diplomasi Çerçevesinde Türk Televizyon Dizileri

Kültürel Diplomasi Çerçevesinde Türk Televizyon Dizileri
 

Kırk beş yıllık geçmişine rağmen ülkemizde televizyon dizisi yapımcılığı 2000’li yılların başından itibaren dizi üretiminin, tüketiminin ve ihracatının artması ile bir sektör görünümü kazanmış, Türk dizileri 156 ülkeden 650 milyon seyirci ile dünyanın dört bir yanına ulaşmıştır. Bu verilere göre dizi ihracatında Türkiye, dünyada ABD’den sonra 2. sıraya yerleşmiştir. Ulaştığı hedef kitlenin büyüklüğü göz önüne alındığında Türk televizyon dizileri, başlangıçta bölgesel, ilerleyen süreçte ise küresel boyutta gerçekleşen ve başarılı olarak nitelendirilebilecek bir kültürel diplomasi örneği olarak değerlendirilebilir.  

Bir ülkenin hikâyesini anlatması, imajını yenilemesi ve kamuoylarının algısını yönetmesi konusunda sinema ve diziler oldukça kullanışlı araçlardır. Türkiye de küçük bir ekrandan, dünyada oldukça geniş bir coğrafyada sıradan vatandaşın yemek masalarına, oturma odalarına konuk olmuştur. Hans Tuch kamu diplomasisini, “bir hükümetin ulusal amaçlarının ve güncel politikalarının olduğu kadar ulusunun fikir ve ideallerinin, kültürünün yabancı halklarca anlaşılması amacıyla gerçekleştirilen iletişim süreci” olarak tanımlamıştır. Türk dizilerinin, bu tanıma göre bahsedilen iletişim sürecinde başta Orta Doğu ve Balkanlar olmak üzere tüm dünyada kamu diplomasisi adına bir gelişme gösterdiği söylenebilir. Araştırma sonuçları ve dünya basınına yansıyan yorumlar değerlendirildiğinde, Türk dizilerinin popülaritesinin Türkiye’ye karşı sempati, aşinalık, prestij, pazar ve etkinlik imkanları kazandırdığını söylemek yanlış olmayacaktır. Türk dizilerinin diğer ülke ve coğrafyalarda etkinleşmesi ile bu bölgelerde Türk kültürüne karşı bir yakınlık oluşmuş, bu kültürel yakınlığın iyi yönetilmesi ve diğer çalışmalarla desteklenmesi ile ticari ve siyasi etkinliğe dönüşmesi ihtimali artmıştır.  Dizilerin izlendiği ülkelerde insanlar Türk toplumunun birçok özelliği, geleneği hakkında bilgiler edinmiş ve bu bilgiler birtakım önyargıları kırarken yeni yargıları da meydana getirmiştir.  

Dünyada kayda değer bir izleyici kitlesine kavuşmuş olan Türk dizilerinin kültür ihracına etkisi daha kabul gören bir olgu iken, bu dizlerin Türk Dış politikası ile ne derece paralel gittiği, hedeflere ne kadar katkı sağladığı ayrıca araştırılması gereken bir başlıktır. Dizilerin içeriği ile hedef kamulara verilmek istenen dış politika mesajlarının karşılaştırılıp tespitler yapılması yanı sıra, verilen mesajların hedef kamularda yarattığı etkilerin düzenli ölçümlenmesi, dizilerin kamu diplomasisi adına başarılı olunup olunmadığının anlaşılması açısından önemlidir. Türk dizi sektöründeki gelişim sürecini Türkiye’nin aktif dış politika ve ekonomik gelişme süreci ile birlikte değerlendirmek doğru olacaktır. Türk dizilerinin yurtdışında popüler olmasının Türk dış politikasının Orta Doğu da atak yaptığı 2007 yılına rastladığını söylenebilir. Diziler, Türkiye’nin bölgedeki hamlelerindeki ivmeden etkilenmiş, Türkiye’nin hedef kamular nezdinde görünürlüğünü arttırmış olabilir; ancak dış politikayı sürükleyici bir konuma ulaşıp ulaşmadığı, şayet ulaştıysa bunun boyutu detaylı olarak araştırılması gereken bir konudur. Yine de Türk dizilerinin Arap ve Orta Doğu dünyasında rağbet görmesi ve beğeniyle izlenmesi Türkiye’nin yumuşak gücüne katkı olarak değerlendirilebilir.  

Türkiye’yi daha önce hiç görmemiş, ilgilenmemiş ve hakkında fikir sahibi olmamış yabancı halklara tanıtmak için iyi bir fırsat yakalanmıştır. İstenen imajı oluşturmaktan daha önemlisi ise bu imajı korumaktır. Bu nedenle oluşturulan imaj ile ülkenin mevcut politikalarının uyumlu olması inandırıcılık ve güvenirlik açısından son derece önemlidir. Kurgulardaki dış politika hedeflerine hizmet edecek düzenlemelerin ise yine büyük güçlerin benzer yumuşak güç hedefli uygulamaları göz önüne alındığında (Hollywood gibi), Türkiye’nin de kendine uluslararası platformda avantaj sağlayacak şekilde yapılmasında bir sakınca yoktur. 

Türk dizilerinin, yayımlandıkları ülkelerdeki her türlü muhalefete, eleştiriye ve hatta komplo teorilerine rağmen hiçbir kesimin inkâr edemeyeceği bir ülke tanıtım katkısı olmuştur. Türk kültürü, doğal güzellikleri, insanı ve tarihi, güzel aşk hikâyeleri ile paketlenmiş olarak yabancı kamuoyuna aktarılmıştır. Türk Dizileri, tarihsel sebeplerle daha önce Türkiye’ye önyargı ile bakan, hakkında hiçbir fikri olmayan ya da çoğunun gerçek dışı algılarla resmettiği oldukça geniş bir hedef kitlenin gönüllü olarak Türkiye’ye olan bakış açılarını değiştirmesine yardımcı olmuştur. Tüm önyargıların diziler yolu ile yıkılması her ne kadar çok iddialı bir söylem gibi görünse de en azından kadın izleyiciler arasında Türkiye algısının değişmiş olduğu muhtelif yazı ve yorumlardan çıkarılabilmektedir.  

Dizilerin çok çeşitli coğrafyalarda geniş hayran kitleleri olmasına rağmen farklı kesimlerden yoğun eleştirilere de maruz kaldığı görülmektedir. Arap dünyasında bunun planlı bir oyun olduğunu düşünen komplo teoricileri vardır. Arap dünyasında dizilerin manevi değerleri yıprattığı, evlilik dışı ilişkileri meşrulaştırdığı, İslamiyet’te yeri olmayan davranışları alışkanlığa dönüştürdüğü ve izleyicilerde Türkiye’ye yönelik olumlu eğilimler oluşturduğu gerekçeleriyle bazı ülkeler bu dizilerin yayınlanmasına karşı çıkmaktadır. Türkiye’nin bu dizileri kullanarak, Osmanlı’nın bir zamanlar yönettiği Arap ülkelerini yeniden kontrol altına almaya çalıştığı iddia edilmiştir. Balkanlar’da ise erk sahiplerinin ve milliyetçilerin bu dizileri Türklerin yeni bir istilası olarak göstermek istemeleri sonucunu doğurmuştur. Balkanlarda, Türkiye’de İslam’ın dizilerde gösterildiği kadar liberal olmadığını, dizilerde bunun bilinçli olarak gizlendiğini savununlar da vardır. 

Türk dizilerinin dünya çapında gerçekleşen etkileri değerlendirildiğinde bu konunun sektör girişimcilerinin inisiyatifine bırakılmaması, başarılı bir kültürel diplomasi aracı olabilmesi için kültürel diplomasi stratejilerinin geliştirilmesi, kurumlar arası ve disiplinler arası çalışmalar ile desteklenmesi gerekliliği açıktır. Zira dizilerin oluşturduğu ilgi farklı coğrafyalarda kendini gösterirken bu ilgiyi kalıcı bağlar oluşturmak için projelere dönüştürecek olan kültürel diplomasi stratejileridir.  Türkiye algısı ve imajına yönelik bütünsel bir anlayış geliştirerek resmi, sivil, özel sektör tüm aktörlerle iş birliği içerisinde olunması gerekmektedir. Verilecek mesajların farklı toplumlarda farklı algılar oluşturması, kültürel farklılıklar göz önüne alındığında kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenle sosyolog, psikolog ve uluslararası ilişkiler uzmanlarının da katkıları ile kamu diplomasisi bağlamında bir kültürel strateji çerçevesi içinde kurumlar arası ortak bir anlayış geliştirilmesi gerektiği ortadır. Aksi takdirde dizilerin hedef kamulardaki sonuçları, kısa vadede tüketilen kültürel üretimler olarak kalacaktır.  

 

 

 

FusunKayanArdaman
Dr. Füsun Kayan Ardaman

Siyaset Bilimi Uzmanı