Terörle Mücadele Yetmez; Türkiye'nin Türk Aydınlanmasına İhtiyacı Var

29 Aralık'ta Yalova'da gerçekleştirilen IŞİD operasyonunda çıkan çatışmada üç polis memurumuzun şehit olması, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu tehdidin hâlâ diri ve çok boyutlu olduğunu bir kez daha göstermiştir. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, milletimize başsağlığı diliyoruz. Ancak bu acıyı yalnızca bir "güvenlik meselesi" olarak ele almak, gerçeği eksik okumak anlamına gelir. Türkiye'de terör sorunu, yalnızca silahlı yapıların varlığıyla açıklanamaz. Asıl sorun, bu yapıların beslendiği fikrî ve toplumsal zeminlerin hâlâ yeterince kurutulamamış olmasıdır.
İstihbarat Tartışmaları ve Asıl Kör Nokta
Her saldırı sonrası "istihbarat zaafiyeti" başlığı açılmaktadır. Elbette istihbarat hayati önemdedir. Ancak Türkiye'nin asıl zaafı, fikrî sahayı uzun süredir ihmal etmiş olmasıdır. Terör örgütleri yalnızca silah taşımaz; fikir taşır, kimlik inşa eder, aidiyet duygusu üretir. Bu alan boş bırakıldığında, en gelişmiş güvenlik önlemleri bile tek başına yeterli olamaz.
Cumhuriyetle birlikte inşa edilen Türk kimliği, son yüz yılda sürekli olarak siyasi manipülasyonlara maruz kalmıştır. Kimi zaman etnikçilikle, kimi zaman mezhepçilikle, kimi zaman da sözde dinci ideolojilerle bu kimlik bilinçli biçimde aşındırılmaya çalışılmıştır. Bugün gençlerin bir kısmının köksüz, yönsüz ve savunmasız hâle gelmesi tesadüf değildir. Türk kimliği; ne bir dışlayıcılık ne de bir slogan meselesidir. Türk kimliği; ortak tarih, ortak kültür, ortak kader ve ortak sorumluluk bilincidir. Bu bilinç zayıfladığında, ortaya çıkan boşluklar radikal ve sapkın yapılar tarafından doldurulmaktadır.
Türk Aydınlanması, Ertelenemez Bir Mecburiyet Hâline Gelmiştir.
Türkiye'nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, yeni güvenlik paketleri değil; yeni bir Türk aydınlanmasıdır. Ziya Gökalp'in, Gaspıralı İsmail Bey'in, Galip Erdem'in temsil ettiği çizgi; aklı, bilimi, milli kültürü ve ahlaki sorumluluğu merkeze alan bir anlayışı ifade ediyordu. Bu aydınlar, milletin önünde yürüyen ama milletten kopmayan isimlerdi.
Bugün de Türkiye'nin aynı istikamette düşünen, üreten, konuşan ve risk alan Türk milliyetçisi aydınlara her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. Zira gençliği yalnızca yasaklarla değil, fikri kuvvetle koruyabilirsiniz. Milli şuur, baskıyla değil, ikna ile; korkuyla değil, anlam ile inşa edilir.
Terörle mücadele, yalnızca silahlı mücadele değildir. Asıl mücadele, zihinlerde ve kimliklerde verilir. Eğer Türk kimliği, cumhuriyetin kurucu değerleri ve akılcı milliyetçilik anlayışı yeniden güçlü biçimde anlatılmazsa her bastırılan yapı, başka bir adla yeniden karşımıza çıkacaktır.
Birlik ve İlerleme Düşünce Derneği olarak bizler inanıyoruz ki Türkiye'nin güvenliği, Türk aydınlanmasının yeniden diriltilmesiyle mümkündür. Bu, bir tercih değil; tarihsel bir zorunluluktur.
İş Adamı