
Bâcıyân-ı Rum
İnsanlık tarihinin ilk dönemlerinde, cinsiyet gözetmeksizin hayatta kalma metodu üreten insanoğlu; bugün kadınların toplumdaki yerini tartıştığımız bir moderniteye(!) evrildi. Son yüzyıl içerisinde; İngiltere’de “Women’s...

Modernlik, insanlık tarihindeki önemli düşünsel dönüşümlerden birini ifade eder. Aydınlanma ile akıl ve bilim merkezi bir konuma yerleşmiş, insanın geleneksel otoritelerden bağımsız daha özgür bir toplumsal düzen kurabileceği düşünülmüştür. Eleştirel düşüncenin güç kazanması ve bilginin sorgulanabilir hale gelmesi, modernliğin uzun süre ilerleme ve özgürlükle ilişkilendirilmesine yol açmıştır.
Ancak tarihsel süreç ilerledikçe modernliğin başlangıçtaki iyimser tablosu eleştirilmeye başlanmıştır. Başlangıçta insanı özgürleştiren akılcı düşünce, zamanla daha teknik ve araçsal bir karakter kazanmıştır. Frankfurt Okulu düşünürlerinden Max Horkheimer'a göre modern dünyada akıl, hakikati arayan bir ilke olmaktan uzaklaşarak çoğu zaman verimliliği artıran bir araca dönüşmüştür.
Günümüzde birey, geçmişe kıyasla çok daha hızlı akan bir dünyanın içinde yaşamaktadır. Dijital teknolojiler ve kesintisiz iletişim ağları insanların zaman algısını önemli ölçüde değiştirmiştir. Birçok insan gününe telefon bildirimlerini kontrol ederek başlamakta ve gün boyunca sürekli bir bilgi akışı içinde kalmaktadır. Bu durum modern hayatın hızını artırırken, bireyin düşünmeye ayırdığı zamanı da giderek daraltmaktadır. Böylece modern insan yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda bilgi ve mesajların oluşturduğu bir kalabalığın da parçası haline gelmektedir.
Bu durumu anlamlandırmak için Max Weber'in ortaya koyduğu "dünyanın büyüsünün bozulması" kavramı önemli bir açıklama sunar. Weber'e göre modernleşme, geleneksel anlam sistemlerini çözmüş ve insanı giderek daha akılcı biçimde düzenlenen bir toplumsal yapının içine yerleştirmiştir.
Ancak bürokrasi, kurumsal yönetim ve teknik organizasyon gibi rasyonel sistemlerin artması, insanın anlam arayışına her zaman cevap verememiştir. Bu nedenle modern birey akılcı kurumlar içinde yaşarken anlam arayışını sürdürmeye devam eder. Günümüz kurumlarında süreçlerin kurallar, prosedürler ve performans ölçümleriyle düzenlenmesi bu rasyonelleşmenin açık bir göstergesidir. Örneğin birçok iş yerinde çalışanların performansı sayısal hedefler, raporlar ve değerlendirme sistemleri üzerinden ölçülmektedir. Bu düzen toplumsal hayatı daha öngörülebilir kılarken, kimi zaman bireylerin kendilerini katı bir sistemin parçası gibi hissetmelerine de yol açabilmektedir.
Böylece birey bir yandan daha fazla hak ve imkâna sahip olurken, diğer yandan giderek daha karmaşık sistemlerin içinde yaşamaktadır. Yanı sıra modernliği yalnızca bir kriz olarak görmek de eksik bir yaklaşım olur. Onu eleştirmek bütünüyle reddetmek değil; aksine içerdiği çelişkileri anlamaya çalışmaktır.
Bugün modernlik üzerine düşünürken temel soru ilerlemenin yönünden çok anlamıdır. Çünkü modern dünyada insan, kendi kurduğu sistemlerin içinde zaman zaman kendisine yabancılaşabilmektedir. Modern dünyanın en önemli ihtiyaçlarından biri; hızın içinde düşünmeyi, kalabalığın içinde birey olabilmeyi ve teknik ilerleme içinde insan kalabilmeyi hatırlamaktır. Modernliğin değeri yalnızca ilerlemenin kendisinde değil, insanın bu süreçte kendisini ve dünyayı yeniden anlamlandırabilme çabasında saklıdır.

İnsanlık tarihinin ilk dönemlerinde, cinsiyet gözetmeksizin hayatta kalma metodu üreten insanoğlu; bugün kadınların toplumdaki yerini tartıştığımız bir moderniteye(!) evrildi. Son yüzyıl içerisinde; İngiltere’de “Women’s...

VEBLEN KURAMI IŞIĞINDA TÜKETİMİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ Bir kafede masaya bırakılan son model bir telefon, markası özellikle dikkat çekecek biçimde taşınan bir çanta, sosyal medyada paylaşılan lüks bir tatil ya da estetik bir...

Son yıllarda siyaset giderek daha fazla kimlikler üzerinden okunur hale geldi. İnsanların ne düşündüğünden çok, “kim olduğu” tartışılır oldu. Bu durum ilk bakışta temsil çeşitliliği gibi görünse de, uzun vadede toplumsal...

Dijitalleşmenin hayatımıza sağladığı birçok kolaylık ve avantajın yanında, bu dönüşümün bir de göz ardı edilmemesi gereken ciddi bir yan etkisi bulunuyor: Yalnızlık. Günümüzde "çağın hastalığı" olarak anılan yalnızlık,...