Osmanlı İmparatorluğu: Kanuni Sultan Süleyman Dönemi

ErenBerber
Eren Berber
Tarihçi
15 Şubat 2026 9 dk okuma
Osmanlı İmparatorluğu: Kanuni Sultan Süleyman Dönemi

Kanuni Sultan Süleyman dönemi iç ve dış dinamiklerin yoğun olduğu siyasal mücadelelerin yaşandığı gündemin her gün değiştiği bir dönemdir. Kanuni Sultan Süleyman, Osmanlı Padişahları arasında en uzun hüküm süren Padişah olmuştur. Batılılar kendi aralarında "Muhteşem" Türkler ise "Kanuni" olarak adlandırmıştır. Öne çıkan önemli seferler arasında 1521 yılı Belgrad, 1522 yılı Rodos, 1526 Mohaç Zaferi ve 1529 Viyana kuşatması gibi nice seferlerin olduğu bir dönem…

Sultan Süleyman'ın ilk seferinin Belgrad olmasının sebebi balkanlar üzerinde yayılma politikasını sağlamaktır. Devamın da Rodos seferi ile Akdeniz bölgesi üzerinde uzun zamandır sağlanamayan bütünlüğü sağlamayı amaçlamıştır. Akdeniz üzerinde yapılan ticaret yıllar boyunca Malta şövalyelerinin tehlikesine maruz kalmıştır. Rodos seferi ile kıyı güvenliği sağlanacak ve ticaret güvenli sular üzerinden devam edecektir. Daha sonra ise Macaristan üzerine seferler düzenlenecektir. Dünya tarihi üzerinde eşi benzeri olmayan Mohaç Meydan savaşı Osmanlı zaferiyle sonuçlanır. Budin, artık Osmanlı mülküdür. Artık Budin'in alınmasıyla beraber Viyana kuşatılır. Sultan Süleyman yönünü çok keskin bir şekilde batıya çevirerek bir bir akınlar düzenlemeye devam etmektedir. Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman'ın zaferlerinden rahatsızlık duyan Vatikan, kendi içinde bir kurtuluş yolu aramaya başlar. I. Ferdinand Budin üzerine sefere çıkarak Budin kalesini kuşatır. Bunu duyan Sultan Süleyman, tekrar Macaristan üzerine sefer kararı alır. Budin'in zaptı kaldırılarak yeni kaleler fethedilir. Sultan Süleyman'ın asıl hedefinden meşgul eden bu meseleler nihayete ermesi için ateşkes imzalanır. I. Ferdinand'ın isteği doğrultusunda Macaristan bölgesinin doğusu Janos Zapolya'ya batısı ise I. Ferdinand'a bırakılır. Batı topraklarında barışı hâkim kılan Sultan Süleyman, doğuya, I. Tahmasb üzerine sefere çıkar. Meşhur Irâkeyn seferini gerçekleştirir. Bağdat ve Tebriz de o seferde alındı.

Sultan Süleyman dönemi en önemli gelişmeleri arasında Fransa'ya verilen ilk yabancı kapitülasyonları vardır. Bu verilen kapitülasyonlar kendi içinde toplam on altı madde içerir. Önemli olan husus ise devleti kapsamayacak şekilde sadece hükümdarların sağ olması durumunda I. François ve Kanuni Sultan Süleyman arasında devamlılığı olmasıdır. Bu Kapitülasyonlar genel anlamda ticari imtiyazlar olarak geçmektedir. Yapılan antlaşmaya göre iki ülke kara sularında ticaret ve taşımacılığın serbest bırakılması, bireyin din ve ibadet açısından özgür bırakılması, ticari görev maksadıyla denize açılmış gemilere kesinlikle el konulmaması gerekiyordu.

Bir diğer önemli husus ise çeşitli nedenlerden vefat edenlerin geride kalan mallarını vasilerine verilmesidir. Sultan Süleyman Han, sadece kara üzerinde hâkimiyeti yeterli görmez. Denizler üzerinde Osmanlı sancağının dalgalanmasını güven ve huzur getirmesini arzulamaktadır. 1536 yılı Barbaros Hayreddin Paşa Akdeniz'i Türk gölü hâline getirmeye başlamıştır. Bu sırada Sultan Süleyman ise Korfu'yu ve Macaristan'ın içinde yer alan azınlıkta kaleleri almaya başlar. Sultan Süleyman Han ordusuyla karada, Kaptan-ı Derya Hayreddin Paşa leventleriyle deniz üzerinde nice zaferler kazanır. Sultan Süleyman Han 1536 senesi Boğdan Voyvodasına sefer düzenler ve Boğdan'ı ele geçirir. Kaptan-ı Derya Hayreddin Paşa 1538 yılında Cenevizli Amiral Andrea Doria komutasındaki İspanyol Hasburg donanmasını Preveze'de büyük bir yenilgiye uğratır. Osmanlı'nın gücüne karşı koyamayan Venedik 1540 yılında Osmanlı ile barış antlaşması yapmak ister. Toplam üç yüz bin duka altını savaş tazminatı olarak ödemeyi kabul ederek Osmanlı üstünlüğünü kabul eder. Böylelikle Mora bölgesi Osmanlı hâkimiyetini tanımak zorunda kalır. Sultan Süleyman, tarafından Macaristan himayesi için bırakılan Janos Zapolya'nın 1540 senesi ölümünü fırsat bilen Avusturya devleti Macaristan topraklarına saldırılar başlatır. Budin Avrupa için her zaman vazgeçemek istemediği ama zorunda kaldığı topraklar olmuştur. Saldırıları haber alan Sultan Süleyman, 1541 senesinde Orta ve Güney Macaristan başta olmak üzere Budin'i tekrar Osmanlı hâkimiyetine almıştır.

Sultan Süleyman Hân, Avusturya tarafından kuşatılan Peşte'yi ve saldırıların son bulması için 1542 yılında sefere çıkma kararı alır. Sefer neticesinde kudretli hünkâr Estergon, Peçuy, Valpovo, Sikloş kalelerini büyük bir zaferle imparatorluğuna ilhak eder. En nihayetinde Avusturya barış istemek zorunda kalır ve 1547 yılında antlaşma yapılır. Bu antlaşma ile Avusturya Osmanlı devletine yıllık vergi ödemeyi kabul eder. Sultan Süleyman Hân, cenkleriyle korlu salmış dünyayı titretmeye devam eden seferlerini peş peşe gerçekleştirirken, Avrupa hayretler içinde sadece izlemekle yetinmiştir. 1548 yılında Sultan bu sefer yönünü doğu'ya çevirerek İran coğrafyasının atını sürerek Tebriz'i kuşatır. Doğu ve Batı arasında büyük bir coğrafya üzerinde kusursuz seferler düzenlenirken elbette Sultan Süleyman'ın planlarını bozan durumlar yaşanmaktadır. 1551 yılında Avusturya devleti Osmanlı ile yaptığı antlaşma koşullarına uymaz ve antlaşmayı bozar. Bu durum üzerine Sultan Süleyman Hân'ın emriyle Sokullu Mehmet Paşa orduyla sefere çıkar ve stratejik bölgeye sahip olan Becej ve Temesvâr alınır. 1553 yılında Sultan Süleyman yeni bir sefer yaparak Nahçıvan ve Karabağ'ı Osmanlı mülküne katar. Art arda yapılan İran seferleri I. Tahmasb üzerinde büyük bir yıkıma sokar. Sultan Süleyman'ın seferlerine dayanamayan I. Tahmasb barış antlaşması yapmayı talep eder. 1555 yılında Amasya antlaşması imzalanır. Böylelikle uzun süredir devam eden Osmanlı-İran savaşları neticeye kavuşarak son bulur. Sultan Süleyman Hân, son seferi olacak olan Zigetvar seferi için hazırlıkları başlatır. Yaşı ilerlemiş olan Sultan iç batıda "Muhteşem Türk geliyor!" korkuları başlar. Dünyayı titreten Kanuni Sultan Süleymân, son seferi için hazırlıklarını tamamlar ve Topkapı sarayından ayrılır. 1566 yılında Zigetvar kalesi düşmek üzereyken Muhteşem Süleymân otağı içinde vefat ederek yüce Allah'ın rahmetine kavuşur. Sultan Süleymân Hân'ın vefat ettiği orduya söylenmez ve bir süre gizli tutulur. Bu durumun sebebi ise askerlerin moral ve motivasyon seviyesini yüksek tutabilmektir. Vefatının hemen sonrası Zigetvar kalesi düşer ve Osmanlı mülküne dâhil olur. Sultanın iç organları bulunduğu yere gömülerek cenaze namazı kılınıp naaşı İstanbul'a getirilir. Mimar Sinan tarafından yapılan Süleymaniye Camii külliyesine defnedilir. Üç kıta yedi iklim Padişahı gözlerini dünyaya sonsuza dek kapatır.

Kanuni Sultan Süleyman karakter ve mizaç olarak sanat ve sanatçıya değer veren bir padişahtır. Bakıldığı zaman bu durum toplum üzerine de yansımıştır. Sanat ile alakalı çeşitli teşvikleri de mevcuttur. Sadece yapılan seferler ve sanatta ilerleme yaşanmakla beraber hukuk alanında da birçok reform yaşanmıştır. Sultan Süleyman, Fatih Kanunnamesi'ni kendine temel nokta edinerek tam anlamıyla bir anayasa niteliği taşımakta olan Kanunname oluşturmuştur. Hukuk anlamında yaptığı bu çalışma döneminin dünyasına yankı uyandırmıştır. Osmanlı devleti bilim, sanat ve edebiyat noktasında en parlak dönemini yaşamıştır. Dönemin parlak karakterlerinden olan Nasuh Efendi sorumluluk alarak dönemin sosyal ve siyasi hadiselerini yazmayı kendine görev bilmiş ve tüm yetenekleriyle bu minvalde eserler kaleme almıştır. Her vakit siyasi dinamikle iç içe olan Nasuh, dönemin önde gelen şeyhülislamları, vezirleri ve devlet adamları ile sıkı ilişkiler kurmuştur. Bunların başında Makbul İbrahim Paşa, İbn Kemal ve Barbaros Hayrettin Paşa vardır. Her biri işinin ehli ve tabiri caizse hayatlarında Devlet-i Aliyye'ye adamış uykularında bile devlet meseleleri ile uğraşmış şahsiyetlerdir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde önde gelen devlet adamlarına bir bakalım. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa, İlmi bir derya olan Şeyhülislam Ebussuud Efendi, gönül sırdaşı ilmiyle huzur veren Yahya Efendi, beş yüz sene geçse bile unutulmayacak eserleriyle eşi benzeri olmayan mimarların başı Ağırnaslı Sinan… Dönemin Kaptan-ı Deryası "Cezayir ve Akdeniz Fatihi" Barbaros Hayrettin Paşa… Kaleme aldığı eserleriyle ses getiren, Fuzuli ve Baki… Günümüz dünya haritasının en yakın halini kaleme alan gezginlerin âlimi Piri Reis… Ayrıca nice tarihçiler, savaşçılar, sanatçılar ve kahramanlar ile dolu bir dönem olan Sultan Süleyman dönemi bizler için çok ehemmiyetli bir dönemdir. Sultan Süleyman, divan-ı hümayun ile Seferler, antlaşmalar ve dünyayı etkileyecek sayısız kararlar almıştır. Batı, gözü kulağı Topkapı sarayında atılacak adımları beklemekte ve yeri geldiğinde günlerce elçi görüşmesi yapmak için sıra beklemektedir. Bakıldığı zaman yoğun bir gündem içinde olan bu dönemde birçok önemli şahsiyet bulunması ve bu şahsiyet arasında Matrakçı Nasuh'un olması ve yaptığı işlerle ön plana kendini çıkarması çok önemli bir mesele olmaktadır. Kendi eserleriyle yeni bakış açıları kazandırması ve birçok eseri ele alması etrafında ses getirmeyi sağlamış ve geleceği kendi gözleriyle aydınlatmıştır.

ErenBerber
Eren Berber

Tarihçi