Bir İttihatçı Lider Olarak Cemal Paşa'nın Hayatı ve Mücadelesi

UmutKaanKilim
Umut Kaan Kilim
Tarihçi
15 Mart 2026 6 dk okuma
Bir İttihatçı Lider Olarak Cemal Paşa'nın Hayatı ve Mücadelesi

Ahmed Cemal Paşa, 6 Mayıs 1872 tarihinde Midilli'de dünyaya gelmiştir. Babası askerî eczacı Mehmed Nesib Bey'dir. Eğitim hayatına askeri okullarda devam eden Cemal Paşa, 1890 yılında Kuleli Askerî İdadisi'nden, 1893 yılında ise Mekteb-i Harbiye'den mezun olmuştur. Ardından Erkân-ı Harbiye eğitimini tamamlayarak 1895 yılında kurmay yüzbaşı rütbesini almıştır. Meslek hayatının ilk yıllarında Seraskerlik Erkân-ı Harbiye Dairesi'nde ve çeşitli askerî birimlerde görev yapmıştır. 1898 yılında Selanik'te Üçüncü Orduya bağlı redif fırkasının kurmay başkanı olarak görevlendirilmiştir. Bu dönemde İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin faaliyetlerine ilgi duymaya başlamış ancak başlangıçta cemiyet içinde aktif bir rol üstlenmemiştir.

1905 yılında binbaşılığa yükselen Cemal Bey, bölgede giderek güçlenen Jön Türk hareketlerinden etkilenmiş ve 1906 yılında Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'ne katılmıştır. 1908 yılında gerçekleşen II. Meşrutiyet ilanından sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde önemli bir konuma yükselmiştir. Cemiyet tarafından İstanbul'daki siyasi durumu denetlemek amacıyla gönderilen heyete yer almıştır. Daha sonra kaymakamlığa terfi etmiş ve Heyet-i Islahiyye üyesi olarak Anadolu'da çeşitli görevler üstlenmiştir. 1909 yılında meydana gelen 31 Mart Vakası sırasında İstanbul'a gelerek Hareket Ordusuna katılmış ve olayların bastırılmasında görev almıştır. Olayların ardından Üsküdar mutasarrıflığına getirilmiş ve burada aldığı sert tedbirlerle dikkat çekmiştir.

1909 yılında Adana'da yaşanan olaylar üzerine vali ve askeri kuvvetlerin komutanı olarak bölgeye gönderilen Cemal Bey, burada düzeni sağlamak ve sorumluları cezalandırmak için çalışmalar yürütmüştür. 1910 yılında hastalanarak İstanbul'a dönmüş, 1911 yılında ise Bağdat valiliğine atanmıştır. Bağdat'ta görev yaptığı süre boyunca özellikle Arap milliyetçiliği hareketlerine karşı mücadele etmiştir. 1912 yılında kurulan Gazi Ahmed Muhtar Paşa hükümetiyle çalışmak istemediği için görevinden ayrılmış ve İstanbul'a dönmüştür. Aynı yıl başlayan Balkan Savaşları sırasında gönüllü olarak Konya Redif Fırkası komutanlığını üstlenmiştir.

1913 yılında Enver Bey'in liderliğinde gerçekleştirilen Bâbıâli Baskını'nı destekleyen Cemal Bey, darbenin ardından İstanbul muhafızlığı görevine getirilmiştir. Bu görev sırasında şehirde düzenin sağlanması ve muhalif hareketlerin bastırılması için çeşitli önlemler almıştır. Aynı zamanda kaçakçılıkla mücadele etmiş ve bazı muhalif kişilerin yurtdışına gönderilmesini sağlamıştır. 1913 yılında Edirne'nin yeniden Osmanlı Devleti tarafından alınmasını savunan İttihat ve Terakki grubunun önde gelen isimlerinden biri olmuştur. Aynı yıl Nafia Nazırlığına getirilmiş, kısa süre sonra da Bahriye Nazırı olmuştur.

1914 yılında Fransa'ya gönderilen Cemal Paşa'nın görevi, Osmanlı Devleti ile Fransa arasında bir ittifak kurulmasını sağlamaktı. Ancak bu girişim başarılı olmamıştır. I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte Osmanlı Devleti savaşa girmiş ve Cemal Paşa hem Bahriye Nazırı hem de Dördüncü Ordu Komutanı olarak görev yapmıştır. İngilizlerin kontrolündeki Mısır'a karşı bir harekât planlayarak Süveyş Kanalı'nı ele geçirmeyi amaçlamıştır.

Cemal Paşa'nın Şam'da bulunduğu dönemde Arap milliyetçiliği hareketleriyle de mücadele ettiği görülmektedir. Bir yandan halkın sorunlarını dinleyerek bölgedeki yönetimi sağlamlaştırmaya çalışırken diğer yandan Arap milliyetçi liderlerine karşı sert önlemler almıştır. 1915 ve 1916 yıllarında bazı Arap milliyetçi liderlerin askeri mahkemeler tarafından idam edilmesi bu dönemde yaşanan önemli olaylar arasında yer almaktadır. Aynı dönemde Ermeni tehciri konusunda hükümet ile bazı görüş ayrılıkları yaşadığı da ileri sürülmektedir.

1917 yılında Cemal Paşa Dördüncü Ordu Komutanlığı görevinden ayrılarak İstanbul'a dönmüştür. İstifasından sonra, önce Almanya'ya, daha sonra İsviçre'ye giden Cemal Paşa, burada İttihatçıların yurtdışındaki faaliyetlerinde rol oynamıştır. Osmanlı Devleti'nde kurulan mahkemeler tarafından gıyabında yargılanmış ve idama mahkûm edilmiştir. Daha sonra Sovyet Rusya'ya giderek Bolşevik yöneticilerle ilişki kurmuş ve Afganistan Emiri Amanullah Han'ın ordusunu modernleştirme teklifini kabul etmiştir. Bu süreçte Mustafa Kemal Paşa ile Bolşevikler arasındaki ilişkilerin gelişmesine de katkı sağlamıştır.

Ancak yaşanan gelişmeler ve bazı anlaşmazlıklar sonucunda Cemal Paşa'nın konumu zayıflamıştır. 21 Temmuz 1922 tarihinde Tiflis'te bulunduğu sırada yaverleriyle birlikte suikasta uğrayarak hayatını kaybetmiştir. Cenazesi daha sonra Erzurum'a getirilmiş ve burada defnedilmiştir. Suikastın kimler tarafından gerçekleştirildiği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. En yaygın görüş, bu olayın Ermeni örgütleri tarafından düzenlenen suikastlar zincirinin bir parçası olduğudur.

Cemal Paşa, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin askeri kanadında önemli bir figür olarak kabul edilir. Enver Paşa'dan sonra gelen en etkili isimlerden biri olmuştur. Ancak cemiyetin genel politikaları üzerindeki etkisi Enver Paşa'ya kıyasla daha sınırlı kalmıştır. 1922 yılında yayımlanan "Hatırat: 1913–1922" adlı eseri, dönemin siyasi ve askeri gelişmelerini anlamak açısından önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.