Süleyman Askerî Bey, Osmanlı Devleti’nin son döneminde yetişmiş önemli asker ve teşkilatçılardan biridir. Özellikle Teşkilat-ı Mahsusa faaliyetleri, gönüllü direniş hareketleri ve Irak Cephesi’ndeki mücadelesiyle Türk tarihinin dikkat çeken isimleri arasında yer almıştır. Kısa fakat yoğun geçen yaşamı boyunca devletin bekası için farklı cephelerde görev almış, fedakârlığı ve idealist yapısıyla dönemin önemli figürlerinden biri hâline gelmiştir.
Süleyman Askerî Bey, 1884 yılında Prizren’de doğmuştur. Asıl adı Süleyman’dır ve “Askerî” lakabı, askerlik mesleğine olan bağlılığından dolayı verilmiştir. Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki karışık döneminde yetişmiş olması, onun karakterinin şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Küçük yaşlardan itibaren disiplinli bir eğitim alan Süleyman Askerî Bey, askerî okullarda başarılı bir eğitim süreci geçirmiş ve Harbiye’den mezun olduktan sonra Osmanlı ordusunda görev almaya başlamıştır.
Genç yaşta İttihat ve Terakki Cemiyeti içerisinde yer alan Süleyman Askerî Bey, özellikle devletin dağılmasını engellemek amacıyla yürütülen milliyetçi ve askerî faaliyetlerde aktif rol üstlenmiştir. Balkanlar’daki karışıklıklar sırasında çeşitli gizli operasyonlarda görev almış, propaganda, örgütlenme ve direniş faaliyetlerinde önemli deneyimler kazanmıştır. Bu süreçte onun en dikkat çeken özelliği cesareti ve teşkilatçılık kabiliyeti olmuştur.
1913 yılında kurulan Teşkilat-ı Mahsusa içerisinde önemli görevler üstlenen Süleyman Askerî Bey, teşkilatın kurucu isimlerinden biri kabul edilmektedir. Teşkilat-ı Mahsusa, Osmanlı Devleti’nin gizli operasyonlarını yürütmek, düşman hatları gerisinde faaliyet göstermek ve İslam dünyasında Osmanlı lehine direniş hareketleri oluşturmak amacıyla kurulmuştu. Süleyman Askerî Bey, özellikle Kuzey Afrika ve Arap coğrafyasında yürütülen faaliyetlerde etkili olmuştur. Bölgedeki aşiretlerle ilişkiler kurmuş, Osmanlı Devleti’ne bağlılığı güçlendirmeye çalışmıştır.
Balkan Savaşları sırasında aktif görev alan Süleyman Askerî Bey, Osmanlı Devleti’nin yaşadığı büyük kayıplara yakından şahit olmuştur. Balkanlar’daki toprak kayıpları ve yaşanan insanî felaketler onun düşünce dünyasında derin izler bırakmıştır. Bu dönemde devletin sadece askerî güçle değil, halk desteği ve örgütlü direnişle ayakta kalabileceğine inanmıştır. Bu fikirleri daha sonra Teşkilat-ı Mahsusa çalışmalarında açık şekilde görülmektedir.
I. Dünya Savaşı başladığında Süleyman Askerî Bey, Osmanlı Devleti adına kritik görevler üstlenmiştir. Özellikle Irak Cephesi’nde İngilizlere karşı yürütülen mücadelede önemli rol oynamıştır. Basra bölgesindeki direnişi örgütlemek amacıyla görevlendirilmiş, yerel aşiretleri Osmanlı safında toplamaya çalışmıştır.
Henüz genç yaşta hayatını kaybetmesi, Osmanlı askerî çevrelerinde büyük üzüntü yaratmıştır. Süleyman Askerî Bey’in ölümünün ardından birçok asker ve devlet adamı onun fedakârlığını ve vatan sevgisini övgüyle anmıştır. Özellikle Teşkilat-ı Mahsusa’nın gelişiminde oynadığı rol, ilerleyen yıllarda Türk istihbarat ve özel operasyon anlayışının temellerinden biri olarak değerlendirilmiştir. Onun mücadele anlayışı, yalnızca düzenli ordularla değil, halk desteği ve psikolojik savaş yöntemleriyle de devletin savunulabileceği düşüncesine dayanıyordu.
Bugün Süleyman Askerî Bey, Osmanlı Devleti’nin son dönemindeki en dikkat çekici askerî figürlerden biri olarak kabul edilmektedir. Kısa ömrüne rağmen hem savaş alanında hem de istihbarat faaliyetlerinde önemli görevler üstlenmiş, idealleri uğruna hayatını ortaya koymuştur. Özellikle teşkilatçılığı, cesareti ve vatanseverliği ile Türk tarihindeki özel yerini korumaktadır. Onun hayatı, Osmanlı Devleti’nin çöküş dönemindeki mücadele ruhunu ve fedakârlığını anlamak açısından önemli bir örnek niteliği taşımaktadır.