Ziya Gökalp: Hayatı, Fikirleri ve Türkçülük Anlayışı

UmutKaanKilim
Umut Kaan Kilim
Tarihçi
15 Nisan 2026 3 dk okuma
Ziya Gökalp: Hayatı, Fikirleri ve Türkçülük Anlayışı

Ziya Gökalp, 23 Mart 1875'te Diyarbakır'da dünyaya gelmiş, 25 Ekim 1924'te İstanbul'da hayatını kaybetmiştir. Asıl adı Mehmet Ziya olan Gökalp'in babası, yerel bir gazetede görev yapan bir memurdu. İlk eğitimini doğduğu şehirde aldı; ayrıca amcası aracılığıyla geleneksel İslami ilimler konusunda bilgi edindi.

1895 yılında İstanbul'a giderek Baytar Mektebi'ne kaydoldu. Buradaki öğrenimi sırasında İbrahim Temo ve İshak Sukûti gibi isimlerle tanıştı ve Jön Türkler hareketinden etkilendi. Bu süreçte İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne katıldı. Siyasi faaliyetleri nedeniyle 1898'de tutuklanarak yaklaşık bir yıl hapis yattı. Serbest bırakılmasının ardından 1900 yılında Diyarbakır'a sürgüne gönderildi ve 1908'e kadar burada çeşitli memuriyetlerde bulundu.

II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İttihat ve Terakki'nin Diyarbakır teşkilatını kurarak önemli bir rol üstlendi. Aynı dönemde "Peyman" adlı gazeteyi yayımladı. 1909'da Selanik'te düzenlenen İttihat ve Terakki Kongresi'ne Diyarbakır temsilcisi olarak katıldı ve kısa süre sonra cemiyetin merkez yönetiminde görev aldı. 1910'da kuruluşunda öncülük ettiği İttihat ve Terakki İdadisi'nde sosyoloji dersleri verdi; ayrıca "Genç Kalemler" dergisinde çalışmalar yürüttü.

1912'de Ergani Maden'den Meclis-i Mebusan'a milletvekili seçilerek İstanbul'a yerleşti. Türk Ocağı'nın kurucuları arasında yer aldı. "Türk Yurdu" başta olmak üzere birçok dergide yazılar kaleme aldı. Bunun yanı sıra Darülfünun-u Osmanî'de sosyoloji dersleri verdi.

I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti'nin yenilmesiyle görevlerinden uzaklaştırıldı. 1919'da İngilizler tarafından Malta Adası'na sürgün edildi. Yaklaşık iki yıl süren bu sürgün döneminin ardından Diyarbakır'a dönerek *"Küçük Mecmua"*yı yayımladı.

1923 yılında Maarif Vekâleti bünyesinde Telif ve Tercüme Heyeti Başkanlığı'na getirildi ve Ankara'ya geçti. Aynı yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Diyarbakır milletvekili olarak girdi. 1924'te geçirdiği kısa süreli bir hastalık sonucu İstanbul'da hayatını kaybetti.

Gökalp, Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecinde yeni bir ulusal kimlik oluşturma arayışına yönelmiştir. Düşünce sisteminin temelinde, Türk toplumunun kendi kültürel ve ahlaki değerlerini koruyarak Batı'dan alınan bilimsel ve teknolojik unsurlarla bir sentez oluşturma fikri yer alır. Bu yaklaşımını "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" ilkesiyle ifade etmiştir. Ona göre Türkçülük kültürel bir temel, İslam ise ahlaki bir çerçeve sunmaktadır.

Uluslararası kültürün esas yapı taşlarının milli kültürler olduğunu savunmuş; saray edebiyatına karşı halk edebiyatını ön plana çıkarmıştır. Batı'nın ilerlemesini sağlayan pozitif bilim anlayışını benimsemiş ve dini, toplumsal bütünlüğü destekleyen bir unsur olarak değerlendirmiştir. Toplum anlayışını, Emile Durkheim tarafından geliştirilen dayanışmacı yaklaşım çerçevesinde şekillendirmiştir.

Çok sayıda makale kaleme alarak düşüncelerini yaymış, özellikle Türkçülük fikrini sistemli bir hale getirmiştir. Aynı zamanda milli edebiyatın oluşumu ve gelişiminde önemli katkılar sağlamıştır.