
Şehit
Son günlerde ülke gündemi her zamanki gibi oldukça yoğun… Muhalefetin olası adayı kim? Erken seçim olacak mı? İran-Amerika ve İsrail geriliminin sonuçlarının Türkiye’ye yansıması olacak mı? Fakat Türk milletinin haf...

Suriye meselesi artık romantik hayallerle, ideolojik önyargılarla veya iyi niyet varsayımlarıyla yönetilecek bir sorun değildir. Bugün Türkiye'nin karşı karşıya olduğu tablo, geçmişte yapılan stratejik hataların, bölgesel güçlerin sinsice yürüttüğü nüfuz oyunlarının ve kararsız dış politika reflekslerinin bir sonucudur. Bu gerçekler açıkça görülmeden, Türkiye'nin güvenliği ve geleceği tehlikeye girer.
1."Esad gider" Saplantısı:
Krizin ilk yıllarında devlet aklı yerine ideolojik beklentiler öne çıktı. Suriye devletiyle ilişkiler koparıldı, diplomatik kanallar kapatıldı ve Türkiye sahada yalnız bırakıldı. Devletler temenniyle değil, gerçeklerle yönetilir.
2.Güney sınırında otorite boşluğuna geç müdahale:
Merkezi otorite zayıfladığında sahayı PKK/YPG ve İran destekli milisler doldurdu. Türkiye sınır güvenliğinde ağır bedel ödedi. Bu tür gecikmeler artık tolere edilemez.
3.Mülteci meselesinin yanlış yönetimi:
"Açık kapı" politikası kısa vadede insani görünse de, uzun vadede toplumsal gerilim, ekonomik yük ve demografik dengesizlik doğurdu. Bu mesele, milli güvenlik boyutuyla ele alınmadığı için iç siyasete kurban edildi.
Suriye dosyasında hiçbir başlık, PKK/YPG meselesinden bağımsız ele alınamaz. Bu yapı yalnızca bir terör örgütü değil; Türkiye'nin güney sınırında milli bir kuşatma aracıdır.
ABD desteğiyle YPG, Suriye'nin kuzeyinde alan hâkimiyeti sağladı, uluslararası meşruiyet algısı üretti, ama Türkiye için bu hâlâ kırmızı çizgidir.
Türkiye açısından silah bırakmayan, örgütsel bağını kopartmayan her yapı düşmandır. Askeri varlığımız, PKK/YPG'nin ilerlemesini engellemek için yayılmacı değil, önleyici ve meşru bir zorunluluktur. Çekildiğimiz anda tablo nettir: PKK/YPG alan kazanır, İran milisleri ilerler, sınır güvenliği çöker.
İran, Şii milisleri, istihbarat faaliyetleri ve demografik mühendislikle Suriye'yi adım adım nüfuz alanına dönüştürdü. Şam yönetimi İran'a bağımlı hâle geldi, Lübnan'a uzanan bir Şii koridoru oluştu ve Türkiye'nin güneyden kuşatılması hedeflendi.
Bu tablo, Türkiye'nin Arap dünyasıyla bağlarını zayıflatıyor, PKK/YPG ve örtülü iş birliklerine fırsat veriyor. İran, dost değil; stratejik bir rakiptir.
ABD–İran gerilimi, Türkiye için bir taraf seçme meselesi değildir. Ancak yanlış adım maliyeti ağır olur.
İran boyutu:
ABD boyutu:
Türkiye'nin pozisyonu:
Bu dengeyi sahadaki güçlü askeri varlık, etkili istihbarat ağı ve kararlı diplomasiyle sağlamak zorunludur.
İsrail meselesi ideolojik veya duygusal zeminde ele alınmamalıdır. İsrail'in Türkiye'ye doğrudan bir tehdidi yoktur; hedefi İran'ın bölgesel yayılmasıdır.
Türkiye'nin izlemesi gereken politika:
Türkiye'nin lüksü yoktur:
Türkiye; sahada güçlü, masada soğukkanlı ve stratejide kalıcı olmak zorundadır. Bu bir tercih değil, devlet olmanın ve milli güvenliği korumanın zorunlu sonucudur.

Son günlerde ülke gündemi her zamanki gibi oldukça yoğun… Muhalefetin olası adayı kim? Erken seçim olacak mı? İran-Amerika ve İsrail geriliminin sonuçlarının Türkiye’ye yansıması olacak mı? Fakat Türk milletinin haf...

Kıymetli okuyucu; birazdan okuyacağınız bu yazı, benim bu mecrada yayınlanan ilk yazım olması vesilesiyle "Bir-Der" bünyesinde seninle bu yazıyı ve bu yazı aracılığıyla fikirlerimi paylaşma imkânı bulduğum için çok m...

Türkiye'de siyaset uzun süredir bir temsil meselesi olmaktan çıkmış durumda... Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, açık ve inkâr edilemez bir samimiyet krizidir. Gençlerin, özellikle de muhalif Türk milliyetçilerini...