2008'den itibaren Türkiye'nin sosyal güvenlik sisteminde aktif sigortalı sayısı ile pasif sigortalı sayısı arasındaki denge uzun vadede bozularak sürdürülebilirlik açısından ciddi bir zorluk oluşturmuştur. 2009 yılında aktif/pasif sigortalı oranı yaklaşık 1,78 iken, 2022'ye kadar bu oran idealden uzak da olsa yaklaşık 2,01'e yükselmiş, sonrasında EYT (emeklilikte yaşa takılanlar) düzenlemesi ve demografik değişimler nedeniyle yeniden düşüş eğilimine girerek 2024'te yaklaşık 1,61 civarına inmiştir. Yani her bir pasif sigortalıya karşılık yalnızca yaklaşık 1,6 aktif sigortalı vardır. (İdeal oran 4'tür.) Sosyal Güvenlik Destek Primiyle birlikte hesaplandığında bu oran yaklaşık 1,75 olur. Bu durum, emekli sayısının hızlı artışı ve kayıt dışı istihdam gibi etkenlerle birlikte sistem mali yükünü yükseltmektedir. Bu bağlamda Türkiye için daha sürdürülebilir bir sosyal devlet politikası, aktif/pasif dengesini güçlendirirken sosyal adalet ve bütçe yönetilebilirliğini aynı anda gözeten bir çerçeveyle mümkün olabilir. Üç temel ilke olarak (1) katılımı ve kapsayıcılığı genişletme, (2) akıllı ve hedefli gelir politikaları, ve (3) ihtiyaçlara dayalı sosyal destekler öne çıkmalıdır. Katılımı ve kapsayıcılığı genişletmek için, vergi-prim tabanının daha geniş bir gelir grubuna yayılması, mikro-gelirler ve dijital ekonomi üzerinden kazanılan gelirlerin sisteme dâhil edilmesi teşvik edilmeli; böylece kayıt dışı istihdamın azaltılmasıyla aktif sigortalı sayısı artabilir. Aynı zamanda kadınlar, gençler ve emekliler için esnek çalışma modelleri ile işgücüne katılım güçlendirilmelidir. Hedefli ve akıllı vergilendirme, yüksek gelir sahiplerinin finansal disiplini gözetilerek istihdamı caydırmayan vergisel düzenlemelerle sağlanmalı; bunun yanı sıra sosyal devlet harcamaları yalnızca maaş üzerinden değil, kira, sağlık, enerji ve gıda gibi temel ihtiyaç alanlarını kapsayan destek mekanizmalarıyla hedeflenmelidir. Bu yaklaşım, bütçe üzerindeki doğrudan maaş baskısını hafifletirken dar gelirli hane halkları için yaşam maliyetini düşürerek sosyal adaleti güçlendirebilir. Böyle bir politika seti, hem aktif/pasif dengesini iyileştirerek sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğine katkı sağlar hem de sosyal devletin refah ve kapsayıcılık hedeflerini bütçe disiplininden ödün vermeden gerçekleştirmeyi amaçlar.