Mutlak Çaresizlik

AbdullahAtici
Abdullah Atıcı
20 Haziran 2026 3 dk okuma
Mutlak Çaresizlik

Bildiğiniz üzere Cumhuriyet Halk Partisine mutlak butlan kararı uygulandı ve eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkanlık koltuğuna getirildi. Kimilerine göre bu süreç iktidarın yargı eliyle yaptığı bir siyasi manevra, kimilerine göre ise CHP içerisindeki uzun yıllara dayanan iç hesaplaşmaların doğal sonucu... Fakat hangi yorum doğru olursa olsun, CHP yönetiminin yaşanan süreçteki sorumluluğunu görmezden gelmek mümkün değildir.

Bugün CHP’nin yaşadığı kriz yalnızca bir mahkeme kararı ya da bir parti içi iktidar mücadelesi değildir. Bir Türk milliyetçisi açısından mesele çok daha derindir. Asıl sorun, cumhuriyeti kuran partinin yıllardır kendi tarihsel kimliğiyle yaşadığı kopuştur. CHP, Kuvayımilliye’nin siyasi mirasçısı olmak yerine zaman zaman bu mirasla çelişen tercihlerin savunucusu hâline gelmiştir.

Özgür Özel yönetimi, partiyi uzun yıllar boyunca tartışmalı hâle getiren kadrolarla arasına net bir çizgi çekmek yerine mevcut siyasi hattı sürdürmeyi tercih etti. CHP temsil iddiasında olduğu cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş yapmak, Atatürk’ün milli devlet anlayışını yeniden merkeze almak ve parti içerisinde yıllardır tartışma konusu olan isimlerle hesaplaşmak yerine mevcut düzen korunmaya çalışıldı. Sonuç olarak bugün yaşanan kriz yalnızca kişilerin değil, yıllardır biriken siyasi tercihlerin de sonucudur.

Bir Türk milliyetçisi açısından CHP’nin temel görevi; Türk milletinin birliğini, Cumhuriyet’in kurucu değerlerini ve milli devlet anlayışını savunmaktır. Oysa son yıllarda parti yönetimleri bu konularda toplumun önemli bir bölümünde soru işaretleri oluşturan tercihlerde bulunmuştur. Bu nedenle bugün yaşanan tartışmalar yalnızca bir parti meselesi değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in kurucu partisinin kendi kimliğiyle olan hesaplaşmasıdır.

CHP yıllardır Kuvayı Milliye ruhuna dönmek ve gücünü yalnızca Türk milletinden almak yerine farklı siyasi odakların beklentilerine göre hareket eden bir görüntü vermiştir. Oysa Türk milliyetçileri için siyasetin meşruiyet kaynağı; yabancı başkentlerin, uluslararası kuruluşların veya çeşitli baskı gruplarının onayı değil, doğrudan Türk milletinin iradesidir.

Atatürk Kurtuluş Savaşı’nı başlatırken gücünü milletten aldı. Cumhuriyet’i kurarken dayanağı Türk milletinin bağımsızlık iradesiydi. Bugün CHP’nin de yeniden güç kazanabilmesi için ihtiyaç duyduğu şey budur. Parti, kurucu değerlerine ve Kuvayımilliye ruhuna dönmediği sürece yaşadığı krizlerin sona ermesi kolay görünmemektedir.

 

Türk milliyetçileri açısından CHP’nin bugünkü sorunu yalnızca mutlak butlan değildir. Asıl mesele, yıllardır devam eden kimlik bunalımıdır. Cumhuriyet Halk Partisi yeniden Atatürk’ün çizgisine, milli devlet anlayışına ve Türk milletini esas alan siyaset anlayışına dönmedikçe benzer krizlerle karşılaşmaya devam edecektir.

Türk milletini çaresizlikten kurtaracak olan şey de siyasi partilerin kendi tarihleriyle yüzleşmesi, kim olduklarını yeniden hatırlaması ve milletin çıkarlarını her türlü siyasi hesabın üzerinde tutmasıdır.